Yusuf' un Günlüğü

Yaşadıklarım' dan kısa bir alıntı

Otuz Beş Yaş

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N’eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla tasında.

Cahit Sıtkı Tarancı

Gündelik Yaşamdaki Dönüşüm ve Değişim Üzerine

Nedense düzenli yazı yazma alışkanlığını bir türlü edinemedim. Kendim için acı bir itiraf ile söze başlamak bir miktar zor olsa da, ne zaman yeni bir yazı yazsam bu gerçeği derinden hissediyorum. Bu döngüyü kırmak için sanırım daha fazla efor harcamam gerekiyor. Diğer taraftan iş ve okul sebebiyle ertelediğim sosyal faaliyetlerimi arttırmam gerektiğini son zamanlarda daha yoğun şekilde hissediyorum. İnsanoğlu ne gariptir ki her türlü ruh haline çok çabuk bir şekilde uyum sağlıyor. Bir süre miskinlik yapan bir insan için sosyal ve sportif faaliyette bulunmak resmen eziyete dönüşürken diğer taraftan zamanını çok aktif bir şekilde geçiren biri içinse hareketsizlik tam bir bunalım halidir. Hayatın yoğunluğu her zaman bir istediğimiz doğrultuda şekillenmediği için bu değişimi zaman zaman hissediyor ve bu döngülerin içine istemeden de olsa dahil oluyoruz. Ruh hallerimiz deki bu ani değişimlere paralel olarak fiziksel görüntümüz de değişiyor. Kilo alıyoruz, spor yapmıyoruz, kısacası kendimizi ihmal etmeye başlıyoruz. Bu değişimlerden çok hoşnut olmayan biri olarak yaşamımızda kuracağımız dengenin ve disiplinin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Çok temel noktalarda uygulayacağımız vazgeçilmez kurallarımız olmalı ve bunlar içinde bulunduğumuz ruh hallerine yada yoğunluklarımıza bağlı kalmadan yapmayı alışkanlık haline getirdiğimiz yaşam pratiklerimize dönüşmelidir. Düzenli spor yapmak, uyku saatini düzenli hale getirmek, beslenme alışkanlığına dikkat etmek, düzenli okumak, düzenli gezmek, farklı şeyler denemek için fırsat yaratmak burada bir yanlış anlaşılma olasın farklılıktan kastımız daha önce gitmediğimiz bir yere gitmek, yemediğimiz bir yemeği yada mutfağı denemek, yeni insanlarla tanışmak, farklı tarzda müzik dinlemek gibi örneklendirebiliriz. Yaşamda dinamik ve kendini yenileyebilen yapıların ayakta kalmaya devam ettiğini ve hep canlı kaldığını görebiliriz. İnsan olarak da yapmamız gereken yaşamımızı kendi içi ve dış dinamiklerimizi harekete geçirerek canlı kılmak olmalıdır. Ancak bu sayede gündelik sıkıntı ve streslerden bir nebze de olsa uzak kalabilir kendimizi besleyecek yeni yaşam alanları yaratabiliriz. Kendini kandırmak yada geçici bir oyalama gözüyle bakanlar tabi ki olacaktır. Ama bu polemiğe girmeyi tercih etmiyorum. Çok basit bir ifadeyle yarısı dolu bir bardağa bakıp yorum yapmaktan daha farklı bir durum değil. “Olmak yada olmamak” şeklinde söylenen ifade ile anlatmaya çalıştığım değişim ve dönüşüm çabasını çok güzel bir şekilde özetleyebiliriz. Bu yazıyı bugün bilgisayar kullanıyorsak onun sayesindedir diyebileceğimiz büyü deha Steve Job’ ın hikayesini anlatan JOBS filmini tanıtmak için yazmaya niyetlenmiştim ama düşündüğüm gibi olmadı lafı uzattım istemeden de olsa. Film’ de ilgili çeken bir sahne vardı ve sırf bu sahne için bile filmi izlemeye değerdi benim için Jobs’ ın söylediği şu söz gerçekten etkileyici “Başkalarının altında çalışmayı beceremiyorum”. Yaşamınızda size huzur verecek değişim ve dönüşümleri başlatmanız dileğiyle.

Hayatımızı Yönetmek

İnternet’ te teknik bir konuyla alakalı olarak siteler arasında dolaşıp ya çözüm bulmayı amaçlarken hayatımızı amaçlı ve hedeflerimize uygun yaşamamızı sağlayacak güzel öneri listesine denk geldim. Gerçekten güzel bir liste gelişim, zaman yönetimi, proje yönetimi ve iş hayatı için faydalı öneriler var. Belki tümünü uygulamak mümkün olmayacak ama en azından yapabildiklerimizi yapmaya çalışmak yaşamımızın kalitesi önemli ölçüde arttıracaktır.

Gelişim
1. Kendinizi Geliştirin.
2. Kitap okuyun.
3. Silahlarınızı tanıyın.
4. Kısayolları öğrenin.
5. Bilmediğinizi bilin, anlayın ve itiraf edin.
6. Paranın alabileceği en iyi sistemi, en iyi monitörü, en iyi klavyeyi, mouse’ u, masayı ve sandalyeyi alın. Eğer hayatınızın %50′ sini bu ekran karşısında geçirecekseniz bunu hak ediyorsunuz demektir.
7. Bir konuyu biliyorsunuz diye o konuda dinozor olmayın, yeni konulara vakti gelince kendinizi adapte edin.
8. Bir blog tutun, sadece kendinize özel olabilir ama bir blog tutun.
9. Ne istediğinizi bilin.
10. Ne yaptığınızı ve hayatınızı düzenli olarak sorgulayın, işleri akışına bırakmayın.
11. Seçeneklerinizi bilin.
12. Kovalayan Yakalar, Başkalarının sizi hayallerinizden vazgeçirmesine izin vermeyin.
13. Yeni teknolojileri direk kullanmasanız bile onlardan haberdar olun.
14. Bulunduğunuz alandaki blogları takip edin.
15. RSS Reader kullanın.
16. Yeni teknolojilere açık olun, belirli zamanlarınızı yeni araçları, teknolojileri test etmek ve denemek ile geçirin. Beğendiğiniz sistemleri kullanmaya başlayın.
17. Kürdan Sendromuna (The Cheap Toothpick Syndrome) düşmeyin, Ekonominizi zekice ve düşünerek yönetin, her şey sıcak para demek değildir. Eğer saatte 30 YTL kazanıyorsanız taksiden 10 YTL kar etmek için otobüse binip 30 dk. a kaybetmeyin.
18. Ön görebildiğiniz konularda kumar oynayın, Bir çok sektörde ilk gelen büyük pastayı alan kişidir.
19. Yanlış giden işlerden ders alın, hatalarınızı tekrarlamayın.
20. Kendinizi tekrar etmeyin, aynı kodu iki defa yazmayın, aynı kitabı iki defa okumayın, aynı filmi iki defa izlemeyin, Dünyadaki üretilmiş bilgi o kadar fazlaki limitli kaynaklarınızı aynı şeylere harcamayın.
21. Bulunduğunuz alandaki “En iyi Pratik” leri bilin ve uygulayın.
22. Boğulmayın kendinize keyifli vakit ayırın, keyifli vaktin hakkını verin güzel kullanın.
23. İngilizce Öğrenin.
24. Okul okumak için okul okumayın, kariyerinize ve istediğinize göre bu seneleri sektörün içerisinde değerlendirebileceğinizi farkında olun.

Zamanı Verimli Kullanma
25. E-mail’lerinizi 10 dk. da bir kontrol etmeyin, e-mail programınızı kapalı tutun ve iki saatte bir ya da benzer vakitlerde açıp kontrol edin.
26. Aynı anda birden fazla iş yapmayın (Multi-Threading), odağınızı koruyun.
27. Facebook, Gtalk vs. yazılımlarını kullanmayın veya belirli periyodlarda açın.
28. Bire bir görüşmelerde yazılı metnin donukluğundan ve vakit kaybından kaçının beş kişiye kadar skype ya da telefon konferanslarını tercih edin.
29. Her zaman bir Yapılacaklar Listeniz olsun, bir sonraki adımınızı bilin.
30. Geniş ve büyük planlar yapın ama Yapılacak Listenizi küçük gruplara bölün. Bir adım 30 dk. yı geçmesin, geçerse onu da tekrar daha küçük gruplara bölün. Küçük adımlar sizi odakta tutacak ve ilerleme kaydettiğinizi görmenizi sağlayacaktır.
31. Her zaman okuyacak bir kitabınız olsun ve bu kitabı yanınızda dolaştırın. Bir yerde sıra beklemek zorunda kaldığınızda, hemen okuyun, bu tip talihsiz durumları kendi lehinize çevirin.
32. Yazılımlardan beklentilerinizi yükseltin ve eğer şu anki yazılımınız beklentilerinizi karşılamıyorsa diğer yazılımları araştırın.
33. Becerebiliyorsanız ve sağlığınızı etkilemiyorsa daha az uyuyun, hayat kısa ve onu daha fazla uyuyarak daha da kısa hale getirmeyin.
34. Gereksiz şeylerden kendinizi izole edin, saçma şeylere harcadığınız vakti kısın. Faturaları otomatiğe bağlayın, TV’ de zapping yapmayın izleyeceğiniz şeyleri seçip kaydedin ya da download edin.
35. Sağlığınıza ve moralinize dikkat edin.

Proje Geliştirme
36. İnsanların konular hakkında düşüncelerini alın ama son kararı siz verin.
37. Kıllanırsanız kurcalayın, bir şey yanlış gözüküyorsa, kokuyorsa, kıllanırsanız işler sarpa sarmadan onu kurcalayın, durum anlayın.
38. Politika ve prosedürde takılıp kalmayın.
39. Mükemmeliyetçi olmayın.
40. Bir projeye başlamadan önce benzer projeleri araştırın.
41. Başladığınız projeleri bitirin, çok proje yapmak yerine yoğunluğunuzu bir kaç projeye yoğunlaştırın. Unutmayın ki altı aylık web projelerinin milyon dolarlara satıldığı bir zamandayız.
42. Siz sanatçısınız resminizi gösterilecek hale gelmeden onu göstermeyin ama mükemmeliyetçi de olmayın.
43. Her şeyi kendiniz yapmaya çalışmayın, yapılmış kaynaklardan faydalanın.
44. Eğer projeniz yapılmışın daha iyisi veya tamamen yeni bir şey değilse o projeyi yapmayın.
45. Yapılması gereken şeyleri ertelemeyin, kırık pencereler terk edilmiş binalara neden olacaktır.

İş Hayatı
46. CV – Özgeçmişinizi her zaman güncel tutun. Kendinizi bulunduğunuz yerde çalışma zorunluluğunda hissetmeyin, alternatifleriniz olduğunu bilin.
47. İşiniz zevk vermemeye başladıysa yeni bir iş aramaya başlayın ve bulunca yeni işinize geçin. Bu hayat sizin ve işvereniniz için siz sadece is yerindeki diğer bir cihazsınız. Gereksiz yerlerde duygusal olmayın.
48. Teknik becerilerinizin yanında “Kendini Pazarlama”, “Prezentasyon”, “İletişim” gibi teknik olmayan konularda geliştirin (soft skills).
49. Blog tutun.
50. Kişisel projeler geliştirin.
51. Bir konuda uzmanlaşın ve en az iki ilişkili konuda iyi seviyede bilgi sahibi olun.
52. İş görüşmelerine hazırlıklı gidin, gittiğiniz firmayı tanıyın.
53. İş yeriniz geçici, aileniz ve bilginiz kalıcıdır, önceliklerinizi doğru belirleyin.
54. Hayır demeyi öğrenin.
55. İş yerinizi seçerken para dışındaki kriterleri düşünün, kendinizi geliştirebilecek misiniz? Zevk alacak mısınız? Nasıl takım arkadaşlarınız olacak?
56. Sizden daha bilgili kişilerin bulunduğu yerlerde çalışmaya çalışın bu size daha fazla öğrenme imkanı sağlayacaktır.
57. İş hayatında topun kimde olduğunu bilin ve sıcak patatesi elinizde çok dolaştırmayın. Yapmanız gerekenleri yapın, işin içinde ters gitme olasılığı varsa yöneticinizi sürekli olarak bilgilendirin ve onay alın. İşler kötü gitse bile bu sizin sorununuz olmayacaktır.
58. Doğru istek için doğru zamanı bekleyin.
59. Bilgileri ne olursa olsun karaktersiz insanlardan, iş arkadaşlarından uzak durun, kazanacağınız bilgiye değmeyecektir,
60. Sonuç getirin, polemik, laf ve jargon kalabalığı değil,
61. Mantıklı olun, iki defa düşünüp bir defa harekete geçin,
62. Köprüleri yakmayın, İş yeriniz ve iş arkadaşlarınızla iyi geçinin.

IOS 7′ de Web Sayfalarını Uygulama Gibi Ana Ekrana Eklemek

Apple IOS 7 versiyonu geçtiğim güncelerde yayınlandı ve bir çok yeni özellik kullanıcıların beğenisine sunuldu. Bu güncelleme ile birlikte yeni keşfettiğim biz özelliği paylaşmak istedim ve gerçekten çok kullanışlı olduğunu söylemeliyim. Örnek bir senaryo üzerinden gidersek sanırım daha anlaşılır olacak.

Türkiye gündemini ingilizce takip etmek isteyen bir kullanıcı Turkish Daily News gazetsine ait bir uygulama olabileceği bekletisiyle Apple Store’ a girer ve arama yapar fakat bakarki böyle bir uygulama yok ve ciddi bir hayal kırıklığı yaşar. Aynı gruba ait yayın yapan Türkçe gazetelerin uygulamaları olmasına rağmen ingilizce içeriğe sahip bir uygulama olmaması gerçekten sinir bozucu bir durum yaratmıştır. Hem de tiraj rekabeti yaşadığınız rakiplerinizden biri olan Zaman Gazetesi’ ne ait Today’ s Zaman uygulaması olmasına rağmen. Neyse lafı fazla uzatmadan bu gazeteyi okumaya niyetli kullanıcımız niyetini koruyarak Safari browser üzerinde sayfaya erişmekte ve günlük olarak gazete içeriğini takip etmektedir. Uygulamaya sık sık erişim sağlayan kullanıcımız 2. gün bu uygulamayı favori adresler kısmına kaydetmek ister. Bu esnada erişmeye çalıştığı favorilere ekleme kısmında iki seçenek görür “Yer İmi”, “Ana Ekrana Ekle”. Bu seçeneklerden “Yer İmi” seçeneği sayfamızı tarayıcımızın ana ekranına kısa yol olarak eklerken, “Ana Ekrana Ekle” seçeneği ilgili linki telefonumuzun ana ekranına sanki bir uygulamaymış gibi ekler. Böylece ana ekrandan uygulama gibi açtığımız sayfamız Safari tarayıcı üzerinden otomatik olarak açılarak ekranda gösterilir.

Umarım faydalı olmuştur :-)

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Tiyatro ; hayatın aynasıdır. Ne güzelde ifade etmişler değil mi ? Söyleyenin de söyletenin de yüreğine sağlık. Yaşamı ve yaşadıklarımızı gerçekten dışarıdan görmeye ihtiyacımız var, farkında olmadığımız gerçeklikleri, kendi yaşamlarımızdaki kaybolmuşlukları görebileceğimiz hem de bu hallerimize gülebileceğimiz en güzel yerlerdir Tiyatro Sahneleri.

Son zamanlarda fırsat yaratıp gittiğim bir kaç oyun arasında gerçekten beğendiğim bir tanesinden bahsetmek istiyorum sizlere. Oyunumuzun adı “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, tiyatro üstadı Haldun Taner tarafında kaleme alınan oyun, 31 Mart Olayı ile başlayan ve 1960 yılının ortalarına kadar devam eden süreçte, ülkemizin siyasal ve toplumsal durumu tüm gerçekliğiyle yansıtıyor. Beraber büyüyen Vicdani ile Efruz’un ilerleyen hayatları ve ilişkileri üzerinden, içindeki vatan sevgisini ve ülkesinin çıkarlarını kendi hayatından bile üstün tutan Vicdani Yurdakuler’ in her zaman yenilmeye mahkum, düzene ayak uyduramayan ve haksızlıklarla dolu hayatı gözler önüne seriliyor.

İzlerken hem gülecek, hem üzülecek hem de memleketimden insan manzaralarını gördükçe düşüneceksiniz. Oyun’ un müzikal kalitesine ise ayrı bir parantez açmakta fayda. Oldum olası müzikal oyunları sevmişimdir ama oyun hem güzel hem de müzikal kalite bakımından üst seviyede olduğunda seyrine doyum olmuyor.
Uzun yıllar önceki yaşanmışlıklara ayna tutan bu güzel oyun, günümüz gerçekleri ile bir o kadar örtüşmekte ve bu etkisiyle seyirciyi oyunun içine davet etmektedir. Kendimizden ve gündelik yaşantımızdan sahneler göreceğimiz bu oyunu izlemenizi şiddetle öneririm.

Skyfall

James Bond serilerinin kanımca en başarılı aktörlerinden biri olan Daniel Craig yine sıkı bir macera ile karşımızda. Casino Royal, Quantum Of Solace gibi efsane filmlerde rüştünü ispatlayan aktör aksiyonun ve maceranın film boyunca eksilmesine bir an olsun izin vermiyor. Bu seneki oskar törenlerinde iyi müzik dalında ödül alan film bu ödülün boşa olmadığını ispatlarcasına müziği ve ritmi bir arada sunuyor. Hikaye’ nin önce İstanbul ve ardından Adana’ da başlayıp devam ediyor olması ise ülkemiz için güzel bir gelişme. Takip 2 filmi ile birlikte son dönemde çekilen İstanbul konulu filmler ülkemizin ve İstanbul’ umuzun tanıtımına katkı sağlıyor. Yalnız İstanbul ve Türkiye çehresinin yıllardır değişmiyor olması ve geçmişten günümüze kadar gelen süreçte aynı algı ile insanlara sunuluyor olması ise rahatsızlık verici bir konu. Bu filmleri neden istiklel caddesi gibi modern bir ortamda çekmek yerine Mahmutpaşa, Tahtakale, Eminönü üçgenine sıkıştırılar anlamak mümkün değil. Buradan yabancı film ekiplerine çekim için müsade eden Turizm Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum. Lütfen şu çekilen sahneleri bir kez olsun izleyin şu algının değişmesine yardımcı olun. Yanlış sunumlara izin vermeyin. Film’ e geri dönecek olursak, hikayenin sonu biraz acıklı bitiyor olsada bu hikaye hiç biteceğe benzemiyor, iyi seyirler.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-145646/

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş Yavaş Ölürler

Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler okumayalar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. Alışkanlıklarına esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler!. Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Yavaş yavaş ölürler!

Pablo Neruda

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları olmalı insanın, Aynen gemilerin limanlari gibi Zaman zaman uğradığın Yükünü boşalttığın Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, Geri döneceğin günü bekleme umuduyla Bazen rüzgara o açmalı yelkenini Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla Halatlarını çözmeli Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın, Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde Üzerindeki tek gömleğini.

Oğuzkan Bölükbaşı

Sherlock Holmes Gölge Oyunları

Sherlock Holmes

Sherlock Holmes serisi macera, aksiyon, komedi ve muhteşem görsel efektler ile yine kaldığı yerden devam ediyor, filmin son sahnesinden anladığım kadarıyla macera henüz bitmedi. İlk filmin aksine abartılı aksiyon sahnelerinin yerine, sürükleyici bir hikaye ve içerik ile izleyicileri etkilemeyi başarmış gözüküyor. Dr. Watson ile Sherlock Holmes’ un inanılmaz tamamlayıcı karakter yapıları en umulmadık yerlerde evet şimdi gelmeli hissi uyandıracak kadar olayların içine çekiyor izyiciyi. Tabiki Holmes’ un yaratıcı zekası sanırım bu seride en sevdiğim ve en keyif aldığım şey diyebilirim. Aksiyon ve macera severler için kesinlikle tavsiyemdir. iyi seyiler.

http://www.beyazperde.com/filmler/film-173048/

Edirne Gezisi’ nin Ardından

 

Selimiye Cami

Selimiye Cami

Uzunca bir zamandır işlerimin yoğunlu sebebiyle fotoğraf gezilerine ara vermek zorunda kaldım. 08/04/2012 Fotoğraf Atölyesi ve Zayende Travel ekibi ile Edirne’ deydik. Daha önce hiç Edirne’ yi görmemiş biri olarak yeni bir yer görecek olmanın heyacanı ile yola koyulduk. Yaklaşık 2,5 saatli bir otobüs yolculuğunun ardından Edirne’ ye ulaştık. Gezimizin ilk durağı eskiden sıklıkla kullanılan o meşhur sarı süpürgelerin yapıldığı Süpürgeciler Çarşısı oldu. Çarşı içinde Süpürge yapımını sürdüren ustaları yakından görme ve tanıma imkanı bulduk. Oldukça hoş kareler ile buradan ayrılıp ikinci durağımız olan Eski Cami’ ye ulaştık. Eski cami görsel açıdan oldukça zengin bir yer, geniş ve birbiri ile bağlantılı kubbeler, büyük duvar yazıtları, tavanda yer alan işlemeleri ile oldukça görkemli bir yapı. Öğle arasında Pehlivan Et Lokantası’ nda Edirne’ ye özgü ciğer ve köfte ile karnımızı doyurduktan sonra Selimiye Camii’ ne doğru yola koyulduk. Eğer bir gün yolunuz düşerde Edirne’ de ne yiyeyim diye düşünecek olursanız yaprak ciğer ve köfte’ yi denemeden dönmeyin derim.

Gezimizin en önemli durağı olan Selimiye Camii gerçekten görülmeye değer muhteşem bir eser. Mimar Sinan’ ın ustalık eserim dediği ve 80 yaşında yapımına başladığı bu eser tam 6 yılda tamamlanmış. Cami çevresi ve içi gerçekten göz alıcı ve bugüne kadar gördüklerimden çok daha ihtişamlı diyebilirim. Cami bölgesi için maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Sokak düzenlemeleri oldukça kötü durumda, yollar daracık ve bir anda trafik karışabiliyor. Her yer denetimsiz bir şekilde seyyar satıcılar ile dolu Sultan Ahmet ve çevresinden hiç bir farkı yok. Cami önünde oldukça geniş bir alan olmasına rağmen sanırım bu zamana kadar bir düzenleme yapılması kimsenin aklına gelmemiş. Yerli ve yabancı bir çok misafir cami’ yi ziyarete geliyor ve hatta Bulgaristan ve diğer komşu ülkelerden turistik seferler düzenleniyor. Neyseki bu küçük sorunlar eser’ in muhteşemliğini hiç şekilde gölgeleye yetmiyor.

Eski cami ve Selimiye’ nin ardından sırasıyla Üç şerefeli cami ve Darül-şifahane’ ye doğru yol aldık. Eski osmanlı’ da özellikle ruh ve psikoloji hastalarının tedavi edildiği merkezde bitkisel ilaçlar ile birlikte tedavinin önemli bir parçası olarak farklı makamlardaki Türk Müzik’ leri kullanılırmış.

Ve tabiki Meriç nehri kıyısında çay sefası ve köprü manzaralı fotoğraf çekimi ile turumuzu sonlandırıp İstanbul’ un yolunu tutuyoruz. Kısıtlı bir vakitte hem gezi hem de fotoğraf adına güzel kareleri yakalayabilmek için geldiğimiz Edirne’ den mutlu ve mesut bir şekilde ayrılıyoruz. Yaşadığımız büyük şehirlerin karmaşası, stresi ve yorucu ortamından uzaklaşmak adına eskilerin dediği gibi “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” deyip veda ediyorum.

Edirne’ de Gezilecek ve Görülecek Yerler Hakkında Detaylı Bilgi İçin

http://www.sihirlitur.com/gezi/edirne/index.html

Edirne Gezisinden Göze Çarpan Kareler

https://plus.google.com/photos/116868222801293892330/albums/5731389986152843281?authkey=CJjw-_iLzZSurgE

 

Web Design MymensinghPremium WordPress ThemesWeb Development